Dosyalar
Sizlerden Gelen
Yazılanlardan
- Yakında yenileride eklenecektir..
Bağlantılar
Seyyid Ahmed Turan Hz. (ks) Hayatı...
Kaddesallahu Sırrahul Aziz
- Doğum Yeri : Malatya / Akçadağ - Doğanlar Köyü
- Doğum Tarihi : ?.?.1905
- Vefat Tarihi : 29 Kasım 1983
Uğruna yaratıldığımız Fahri Kainat Hz. Muhammed SAV Efendimiz'e uzanan pak
ve asil soyu ile Anadolu'nun son dönem velilerinden olan ve zamanının
ilim, irfan ve güzel ahlakta timsallerinden biri olan Seyyid Ahmed Turan
(ks) Hz. bir ilim
deryası idi...
Peygamber SAV Efendimizin
bu dünyadan göçünden itibaren, birçok yüce zat bu kutlu makama geçmiştir.
Vefatından 26 yıl kadar sonraları
dahi, kerametinin görülmesi büyüklüğünün ayrı bir işaretidir..
Adına Silsile-i Saadat denilen büyük evliyalardandır..
Kısa bir özgeçmişi:
Seyyid Ahmed Turan Hazretleri resmi kayıtlara göre 1905 yılında
Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Doğanlar köyüne bağlı bir mezrada
dünyaya gelmiştir.
Evladı Resul ve seyyiddir..
Babası
ilim, irfanla meşgul olan, 1800'lü yıllarda bölgede
Kadiri şeyhlerinin büyüklerinden
Şeyh Mehmet'tir...
Ailesi
İslam'ın yayılması için bölgeye hicret
eden ailelerdendir..
Kendileri
çok küçük yaşlarda Allah'a ermiş elest gününü unutmadan gelenlerdendir.
Tarikat icazetini
Nakşibendiyye yolunun ve
evliyanın büyüklerinden
Seyyid Fehim Arvasi Hazretlerinin
halifelerinden biri olan Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Cumhuriyetin ilk
yıllarında Van müftülüğü de
yapmış olan
Hacı Hamdi Turabi Hazretlerinden almıştır.
İlmi
Ledün’ün derin bilgilerini Hz. Peygamber Efendimizden (S.A.V) talim
etmiştir.
Ledün ilmi sahibidir..
Malatya bölgesinde Mamulo Hoca mahlasıyla da bilinmektedir. Malatya'da ikame ettiği dönemlerde bir lokantada, ücretsiz olarak fakirlere, yolculuk yapanlara yemek yedirirdi. Fakirlere gıda, odun, kömür gibi yardım etmeyi bir görev edinmişti. Görenlerin anlattıklarından onlarca kerametinden biride şöyledir; Hiç bir geliri olmadığı halde herkese yardım etmeye çalışırdı. Akşamdan gazete kağıtlarını para şeklinde keser, paltosunun ceblerine koyardı. Ertesi gün gazete kağıtları para olur, o paralarla fakire yoksula yardım ederdi. Kendisine getirilen hediye, zekat, yiyecek türlerini hiç dokunmadan ihtiyacı olanlara dağıtırdı.
Daha çok batıni görevi olduğundan, bu yüzden Malatya merkezde yaşadığı dönemlerde de kış mevsimi dışında köyüne çekilirdi.. Birçok nurani talebe yetiştirmiştir. Halen Malatya, Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinde talebeleri veya vesilesiyle Hakkın yoluna girmiş insanlar bulunmaktadır.. 1983 yılının 29 Kasımında Terk-i Alem edip huzuru peygamberde Allah(c.c)'ın izni ile yerini almıştır. Bu dünyadan göçtüğü zaman herkes "Babamız gitti yetim kaldık.." diye ağlıyorlardı.. Tabutunu dahi arabaya koymaya gönülleri el vermeyip, aşağı yukarı beş kilometrelik mesafede ki mezarlığa kadar ellerde taşınarak götürüldü..
Vefat etmeden önce yakınlarına cenazemi seyrederek gideceğim derdi ve cenaze günü omuzlara alınan tabutun kapağı kilolarca ağırlığında olmasına rağmen bir el karışı kadar açık olarak tabut mezarlığa varmıştı.. Yani dediğini yapıyor ve o tabutun aralığından cenazesine gelenleri seyrederek bu dünyadan göçüyordu... Cenazesinde bulunup, bugün halen yaşayanlar, bir ucu camide bir ucu mezarlıkta olan o cenazedeki kalabalığa halen hayret etmekteydi...
Diyor ya; Seyyid Ahmed Turan (ks) Hazretleri
bir beyitinde;
Levh-i mahfuz, ruhu azam bendedir,
Bende halk olmuş cümle alem, dünya benim bedenim,
Kendi elimle hazırladım, hazırdır her an kefenim,
Tayyi mekan-zamandır hallerim, bunlar dahi az geldi..
Nakşibendi Arvasi kolunun büyüklerinin
hep mütevazi olan kabirlerine Mamulo Hoca'nın kabride ekleniyordu... Son derece mütevazı ve
mübarek kabirleri Malatya ilinin
Kuyuönü mezarlığındadır.
Kabri, feyz ve bereketlerinden istifade etmek
isteyen Hak aşıkları ve sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir...
Bağlandım bir yola başı arvasi,
Seyyidi sadatın aşı hurması,
Çok halden sonra arşı görmesi,
Tarifi görünce haller az geldi! (Seyyid Ahmed Turan Hz.)
Seyyid Ahmed Turan (ks) Hazretleri bir kitap okuyacağı zaman kitap üzerine elini koyar, sahip olduğu ledünni ilim ile kitabı yazanın hayatıyla birlikte yazdığı kitabın bütün bilgilerini görür, kitabı okumuş gibi anlatırdı.. Bu yüzden fazla bir kitap kütüphanesi yoktu... Batın ulemasının zahirdeki aynasının kendisiydi..
"Biz talebemizin gece uyurken yatağında kaç kere döndüğünü dahi bilmezsek,
hoca demeyiz kendimize." (Seyyid Ahmed Turan Hz.)
Kamil Tasavvuf ehlinin ve bizlerinde büyüklüğünün işaretleri olarak algıladığımız anılarından bazıları şöyledir;
Seyyid Ahmed Turan (ks) Hazretlerinin hayatta olduğu dönemdi. Kış mevsimi ve Doğu bölgesinin kış şartları hayli zorludur, kar belden yukarı ve karın yağdığı bir gündü.. Seyyid Ahmed Turan (ks) Hazretlerinin bulunduğu köye bayağı bir mesafede olan başka bir köyde talebeleri vardı.. Talebeler birisinin evinde toplanmış sohbet ediyorlar ve bir ara sevgilerinin ve muhabbetlerinin doruğa çıktığı bir anda "Keşke Mamulo Hocamızda burada olsaydı bizle sohbet etseydi.." diyerek samimi bir şekilde aralarında konuşuyorlardı.. Bu muhabbet sözü söylenmişti ve aradan biraz zaman geçmişti ki, sohbet ettikleri evin kapısına birisi dışarıdan vuruyordu.. Kapıyı açtıklarında Seyyid Ahmed Turan (ks) Hazretlerini görüyorlardı. Bu karda kışta bir insanın o uzaklıktan bu köye gelmesi imkansızdı.. Seyyid Ahmed Turan (ks) Hazretleri "Beni çağırdınız, şimdi bir elma fidanı bizden yardım istedi buz parçaları rahatsız ediyormuş, ona yardımdan geliyorum.." diyordu ve geldiğinde elbisesinin kollarını ve bacakları sıvamış abdest alır bir vaziyetteydi... Ev ahalisinde tatlı bir sukunet hakim olmuş, Seyyid Ahmed Turan (ks) Hazretlerinin büyüklüğünü bir kez daha anlamışlardı..
Bir başka anısında da şöyle anlatılmaktadır!
Erzurum eşrafından Derviş
Sebeke isminde bir derviş bulunmaktaydı. Bu derviş öyle ahir zaman dervişlerinden
değil, kalp gözü açık Allah ve Resul aşkı hücrelerinde zikre dönüşmüş bir
dervişti.. Derviş Sebeke, birgün artık aşk ve muhabbeti içine sığmaz olmuş, yaşadığı
zamanda ki en yüksek makamda ki veliyi bulmak için, Fas, Tunus, Arabistan
yarım adasını kaplayan bir yolculuğa çıkar, her ülkede gittiği yerlerde
ehli tarikat yolu üzerine olan zatlarla görüşür, zamanın sahibini bulmak
için çıktığı bu yolculukta Arap yarımadasında kendisine gösterilen
zatların hiçbirinin zamanın sahibi olmadığını anlar.. Aldığı işaretler
üzerine tekrar yola koyulan Derviş Sebeke, nihayet Malatya'ya gelir..
Malatya'da bazı zatlarla görüşen Derviş Sebeke'ye, zamanın sahibi
diyerek Ahmet Hoca isminde birini söylerler, o zatın yanına giden
Derviş Sebeke, Ahmet Dayıyı biraz inceler ve onun zamanın sahibi olmadığına
karar verir...
Derviş Sebeke'ye birde Mamulo Hoca diye bir zat vardır birde ona bak istersen derler ve Mamulo Hoca'nın fakirlere yemek yedirdiği lokantayı tarif ederler.. Derviş Sebeke lokantaya varır ve içerisi kalabalıktır.. Mamulo Hocayı görür, uzaktan biraz bakıp yanına gittikten sonra, Seyyid Ahmed Turan Hazretlerine hitaben kalabalığın içerisinde "Zamanın sahibi sensin.." der, Mamulo Hoca derviş Sebeke'ye dönerek "Ey Sebeke zamanın sahibi yok burada, o çöplükte yaşar.." diyerek küçük bir imtihan, cilve eder, Derviş Sebeke "Evet burası, çöplük, sende zamanın sahibisin..." der.... Sebeke'nin arayışı vuslata dönüşür, aşık maşukuna varmıştı nihayet..
Derviş Sebeke, Seyyid
Ahmed Turan Hazretlerinin yanında bir ay civarı kalmış, zamanın sahibinin
nazarında yüksek derece ve makamlara gark olmuştur..
Evliyalarda bazen görev bakımından farklılık gösterilebilirler. Bazı Evliyaulllah daha çok açıktan irşad ağırlıklı zahiri-batıni görevli iken, bazıları da batıni görev ağırlıklı açıktan irşad görevli olabilir. Hazreti bu ikinci tanıma göre değerlendirmek daha faydalı olacaktır.
Allahul alem.
Vefatından sonra yerine manevi işaretle Kutbul Arifin Haccul Şeyhlar-i Hüseyin Altıparmak ks. Hz. devam ettirmiştir.
DERVİŞİN AŞKI
Seyyid Ahmed Turan, şanı büyük bir veli,
Güneş işlemez, gölgesi yere düşmezdi..
Görülürdü halk içinde, birçok kerametleri,
Aşkı ve muhabbeti, nur ile kalbe işlerdi!
Sevmezdi, meşhur olmayı bilinmekliği,
Düşünme neden sevmez, vardır hikmeti..
Bilinmezken, her an alemlerde seyrederdi,
Cevap olsun sana, tanı ve dinle talebelerini!
Ondan istedi canlılar yardımı himmeti,
Bir nazarla ederdi insanı, kamil bir veli...
Dervişin sevenlerin, bilirsin nasıl özledi
seni,
Gözbebeğin talebelerin gözü yaşlı anlatır seni..
Habibe ulaştır, Hüdaya kavuştur eyleme
bizi,
Ey velilerin piri, bilemediler sendeki cevheri...
Yok oldu dervişin, bulamaz arşta kendini,
Eyledi dünya engeli, bir zaman araya girdi...
Emrihak bayramımdır, ol güzeldir vallahi,
Kavuşurum sizlere, aciz umudum der belki...
Derviş aşkıdır bu, bilmezsin ey ahiri ummi,
Yakıp kül ettim kendimi, düşünmem emvali...
Devir değişti, yetişiyor Nakşi talebeleri,
Çağırır tüm insanlığı, birliğe Nakşi talebeleri...
Dervişin Hüda'nın aşkından, yandı kül
oldu,
O da yetmedi, aldı küllerini cihana savurdu...
Seyyid Ahmed Turan
(ks)
Hazretlerinden Ledünni Damlalarından
bir bölüm;
Annemin karnında üç aylık iken,
Nuhu nebiye erip onunla kaldım,
Adem ata olup geriye döndüm,
Aslını söylemek nefsime geldi.
Beşeriyet şeklinde ya Rab bekletme beni,
Mecazı sözler ile ya Rab söyletme beni,
Tez tez göster Zatını ya Rab özletme beni,
Değirmenci kurban bu dahi sana az geldi.
Dakikada otuz yıllık iş gördüm,
Dakikada otuz yıllık kış gördüm,
Tayyi zaman mekan ile kuş oldum,
Değirmenci kurban bu dahi sana az geldi.
Vücudum bir değil yedi insanım,
Yedi yerde zikir etmektedir lisanım,
Her vücudum bir ilde eder seyranım,
Enfüsü görünce afak az geldi.
Bir vücudum hiddet eder gazapla,
Bir vücudum haya eder edeple,
Bir vücudum Mirac eder mihrapta,
Bir vücudum gark oldu zata sema az geldi.
Daha fazla beyitleri için
tıklayınız..
Ruhuna El-Fatiha...
Aciz bir seveni Rıfat Erdemir tarafından
yazılmıştır!